Hacettepe Tıp Kaç Bin?
İlk Gecenin Sonrası
Kayseri’nin sıcak yaz gecelerinden biriydi. Biraz sabırsız, biraz da kararsızdım. Geceyi geçirecek olan tek şey, o büyük sonucu beklemekti: Hacettepe Tıp kaç bin? Kaygıyla, heyecanla, gözlerim telefona kilitlenmişti. O an, ne yapacağımı bilemiyorum, sadece sonucun gelmesini bekliyordum. Telefonun ekranında günlerdir beklediğim o “YKS sonuçları” yazıyordu. Yüksek sesle tek bir cümle geçiremedim; tüm kaygım tek bir soruda kilitlenmişti: Hacettepe Tıp kaç bin?
Bir yıl boyunca her şeyin bu an için olduğunu, her sabah gözlerimi açtığımda bir şekilde kendimi bu hedefe ulaşmaya yakın hissettiğimi düşünmüştüm. Ama bu an, tüm hayal kırıklıklarını, acıyı ve büyük umutları içinde taşıyan bir saniye gibi geliyordu. O kadar fazla düşünüyordum ki, etrafımda ne olup bittiğini bile fark etmiyordum.
O an hissettiğim karışık duyguları daha önce hiçbir zaman hissetmemiştim. Kalbim, sanki ilk kez duyduğu bir şarkıyı dinler gibi çarpıyordu. Bu, hayal ettiğim o geleceğin kapısını açacak bir anahtardı ama aynı zamanda içimde bir korku vardı. Kayseri’den çıkıp, o büyük şehre gitmek kolay mıydı? O an düşündüm, düşündüm… Hacettepe Tıp kaç bin? Bu soru, bir yıl boyunca her sabah uyandığımda beni harekete geçiren tek şeydi. Ama o an, işin içine ne kadar emek koymuş olsam da, bir şeyler eksik gibi hissediyordum.
Bir Gece Öncesi
Yaz sonu, Kayseri’de koca bir sıcaklık vardı. Sıcaklık sadece dışarıda değil, içimde de vardı. Geceleri soğumayan bir hava vardı. Üniversiteye hazırlık maratonunun bitişi, bir çok kişi için rahatlamaydı. Ama ben, hâlâ o gecenin sessizliğinde, sabahı beklerken kalbimden yükselen o düşüncelerle boğuluyordum.
Derslere, denemelere, uykusuz gecelere baktığımda, başarmaya çalıştığım her şeyin karşılığı, bir sınavın sonucuydu. Ne kadar emek vermiştim, ne kadar çok yılmıştım. Ama her geçen günle birlikte, geleceğe dair tek bir soru vardı: Hacettepe Tıp kaç bin?
Geceyi geçirirken içimdeki bu düşüncelerle baş başa kalıyordum. Hayal kırıklığı mı, yoksa umut mu hissediyordum? O kadar karışıktı ki, bir yanım, belki de her şeyin sonucunun iyi olacağını, hak ettiğimi düşündü. Ama bir yanım da hep kaygı içindeydi. Kayseri’nin dar sokaklarında, sınıf arkadaşlarımla sohbet ederken, “Hacettepe Tıp’a girecek miyim?” diye sessizce sorular soruyordum. Kimse bana cesaret veremiyordu. Ya da belki de ben, o kadar güven vermek istemiştim ki, içimdekileri sadece kendime saklıyordum. Sonra geceyi geçirdim, gözlerim kapanırken sabaha sadece o tek soru vardı: Hacettepe Tıp kaç bin?
Sonuç Anı
Ve nihayet, sabah oldu. O an, belki de tüm hayatımda hissettiğim en garip duyguydu. Bedenim uyanmıştı ama zihnim o kadar bulanıktı ki, bir türlü ne yapacağımı bilemiyordum. Sonuçları görmek üzere bilgisayarımın başına geçtim. Kalbim öyle hızlı çarpıyordu ki, sanki her an her şeyin son bulacak gibi olduğunu hissediyordum. Gözlerim ekrandan hiç ayrılmıyordu, parmaklarım tuşlara dokundu ama sanki her şey yavaşlıyor, her şey ağırlaşıyordu.
Sonuç açıklandı. “Hacettepe Tıp…” diye başladım ve tüm ekranın kenarları bulanıklaştı. Ekrana bakıyorum, Kaç bin? diye sordum. Sonra rakamları gözlerimle takip ederken, başımı eğdim. Hayal kırıklığı, yerini bir hıçkırığa bırakmaya başlamıştı. Hacettepe Tıp’ı kazanmamıştım. Ama o an, tüm yıl boyunca yaşadığım tüm zorlukların, bir bakıma boşuna olmadığını hissettim.
Sonra, derin bir nefes aldım ve düşündüm: Hayat bu kadar kısa, bazen istediğimiz her şeyi hemen elde edemeyebiliriz. Ama bu, asla yavaşlamam gerektiği anlamına gelmez. Belki Hacettepe Tıp, bana beklediğimden çok daha fazla bir anlam taşıyacaktır, ya da belki de bu hayal kırıklığı, beni çok daha güçlü kılacaktır.
Umut ve Hayal Kırıklığı Arasında
Gerçekten de içimdeki hayal kırıklığını hissetmek, şunu öğretti: Başarı, sadece hedefe ulaşmakla ilgili değildir. Bazen yolculuk daha önemli olabilir. Hacettepe Tıp, bir yerlerde bu sene bana nasip olmayacaksa da, belki de bu yılın sonu, hayatımın en güzel zamanına dönüşecektir. Belki başka bir yol vardır. Belki bu kaybım, bana daha büyük bir kazanç getirecektir.
O günden sonra, içimdeki umut tekrar yeşermeye başladı. Belki Hacettepe Tıp’a bu sene gitmeyeceğim ama başka kapılar açılacak. Başarı, sadece bu sınavda değil, aynı zamanda içinde kaybolduğum o duygularda da gizlidir. İçimdeki mühendis, analitik bir şekilde, ne yapabilirim, nasıl ilerleyebilirim diye düşünmeye başladı. Ama içimdeki insan ise, sadece huzuru ve sakinliği arıyordu.
Sonuçta, Hacettepe Tıp kaç bin? sorusu, belki de sadece o an için önemliydi. Çünkü hayatta bazen, en çok istediğimiz şeyin, aslında bizim için uygun olmayabileceğini fark etmek gerekir. Hayal kırıklığı, bazen insanı daha güçlü yapar. Bunu gördüm.
Yeni Bir Başlangıç
Sonra, sonuçların ne olursa olsun, hayatımın devam edeceğini fark ettim. İçimdeki mühendis, şimdi başka bir plan yapıyordu. Hacettepe Tıp’ı kazanamasam da, belki bir gün tekrar orada olacağım. Ama şimdilik, önüme çıkan başka fırsatları değerlendirmek ve bu hayat yolculuğunda, ne olursa olsun ilerlemek gerektiğini biliyorum.
İçimdeki insan, her şeyin başında olduğunu, her başarısızlığın da aslında yeni bir fırsat sunduğunu artık daha iyi anlıyordu. Hacettepe Tıp’ı kazanamamış olabilirim, ama belki de bu, gerçek yolculuğumun başlangıcıdır.